ANA SAYFA   İLETİŞİM   WEBMAIL   SİTE HARİTASI   ARAMA   BELGE KONTROL   ÜYE GİRİŞİ TMMOB

İMO ANA SAYFA
Üye İşlemleri Tescilli İşyerleri Kongre Sempozyum Çalıştay Programı GENÇ-İMO Sıkça Sorulan Sorular

14 HAZİRAN 2024, CUMA   

46

TMMOB 8. KADIN KURULTAYI BASIN AÇIKLAMASI

    Yayına Giriş Tarihi: 05.12.2023 00:00   Güncellenme Zamanı: 05.12.2023 10:15:24  Yayınlayan Birim: GENEL MERKEZ  
 

Güncellenme Zamanı: 05.12.2023 10:16:08

`Cumhuriyetin 2. Yüzyılında MMŞP Kadınların Emek ve Özgürlük Mücadelesi` ana başlığıyla 2 Aralık 2023 tarihinde düzenlenen TMMOB 8. Kadın Kurultayı, MMO Eğitim ve Kültür Merkezi`nde tüm delegeleriyle bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

TMMOB 8. Kadın Kurultayı Basın Açıklaması

"Cumhuriyetin 2. Yüzyılında MMŞP Kadınların Emek ve Özgürlük Mücadelesi" ana başlığıyla 2 Aralık 2023 tarihinde düzenlenen TMMOB 8. Kadın Kurultayı, MMO Eğitim ve Kültür Merkezi`nde tüm delegeleriyle bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

TMMOB 8. Kadın Kurultayı Basın Açıklaması

Bugün burada mühendis, mimar ve şehir plancı kadınların sorunlarını tartışıp çözüm üretmek, TMMOB`de kadın örgütlülüğünü artırıp güçlendirmek amacıyla her dönem düzenlediğimiz

TMMOB Kadın Kurultaylarının 8.`sini gerçekleştiriyoruz. 
"Cumhuriyetin 2. Yüzyılında MMŞP Kadınların Emek ve Özgürlük Mücadelesi" başlıklı 8. kurultayımız için buluştuğumuz bugün de ne yazık ki daha önceki kurultaylarımızda olduğu gibi başta kadına yönelik şiddet olmak üzere gündemimizdeki diğer konularda da iyileşme olmadığını, hatta zorlu mücadelelerle elde ettiğimiz kazanımların elimizden alınmaya çalışıldığını görüyoruz.

Bu Ülkede Afetler Bile Politiktir
6 Şubat`ta 11 ilimizi etkileyen depremlerle sarsıldık. Bu büyük felaket bir kez daha kanıtladı ki bu ülkede özelde depreme, genelde afetlere yaklaşım bile politiktir.

Bir anda yerle bir olan binlerce konut; günlerce enkazlardan yükselen, çoğu karşılıksız kalan yardım çığlıkları; ulaşım, iletişim, içme suyu gibi tüm altyapının çökmesi; dağıtılamayan yardımlar; kurulamayan çadır kentler, konteyner kentler; aylar sonra bile hâlâ çözülememiş barınma sorunu; depremden kurtulup yaşam savaşı veren, sorunlarını kendi olanaklarıyla çözmek zorunda kalan bölge halkı ve en acısı da halen depremden rant devşirmeye çalışan bir iktidar...

Tüm bunlar bize ne bugün ne yarın, iktidarın hiçbir zaman tercihini halktan yana kullanmayacağını açıkça gösterdi.

Kuşkusuz deprem varsıl-yoksul, kadın-erkek, genç-yaşlı, çocuk-yetişkin, kent-köy ayrımı tanımaksızın herkesin yaşamını derinden etkiledi. İnsanlar eşitsizlikte eşitlendi.
Ancak bu büyük yıkımdan en çok etkilenenler, erkek egemen sistemin her türden şiddet, taciz ve istismarına daha da açık hale gelen kadınlar, çocuklar ve LGBTİ+`lar oldu. Toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri depremin yıkıcılığını derinleştirirken felaketin yükünü kadınlar omuzladı.

Cinsiyete dayalı iş bölümü depremde iyice belirginleşti. Erkekler, çadır kurma, ev bulma, 
para kazanma gibi işlerle yükümlüyken çocukların eğitimini; hane halkının güvenliğini, barınmasını, gıdaya ve temizlik malzemelerine erişimini; çocukların, hastaların, engellilerin, yaşlıların bakımını üstlenenler yine kadınlar oldu.

Toplum Gönüllüleri Vakfının araştırmasına göre deprem bölgesindeki nüfusun yarısından fazlasını kadınlar ve kız çocukları oluşturuyor; bölgede 15-49 yaş aralığında 4,1 milyon kadın ve 
kız çocuğu bulunmakta. Oysa depremzedelere yönelik yardım ve desteklerde bile cinsiyet farklılıkları gözetilmedi. Örneğin kadınların doğal döngüsü reglinin gereği olan hijyenik pedler temel ihtiyaç malzemesi olmasına karşın yeterince önemsenmedi; kadınlar bir mağduriyet daha yaşadı.

Depremden sonra artan bakım emeği, gündelik ev işi yükü, kadınların çalışma yaşamına katılmasını daha da zorlaştırdı. Bölgede temizlik, barınma, sağlık, güvenlik gibi sorunlar 
devam ediyor; önümüzde çok uzun bir yol olduğunu ve bu zorlu dönemi ancak dayanışmamızla aşabileceğimizi de biliyoruz. Buradan, kurultayımızdan selam olsun bölgedeki yürekli kadınlara!

Gerici Politikalar, Eğitim Dışı Bırakılan Kız Çocukları
Siyasal iktidar tüm gerici politikalarını kadınlar üzerinden yürüttü, çocuk istismarına göz yumdu, çocuk istismarcılarını görmezden geldi, LGBTİ+`ları sapık ilan etti. İktidarın sistemli biçimde sürdürdüğü gerici politikaların somut örneği olan, 2012`de başlayan 4+4+4 eğitim sistemi, ekonomik sorunların da etkisiyle kız çocukların okullaşmasını büyük ölçüde azalttı. 675 bin çocuğun okul dışında kaldığı 2020-2021 döneminde kız çocukların okullaşma oranı, örgün eğitimin tüm kademelerindeki erkek çocukların gerisine düştü. Kız çocuklarının ilkokuldaki okullaşma oranı 2012`de yüzde 97,8`ken 2021`de yüzde 93,1 oldu; 2021 verilerine göre ortaokuldaki okullaşma oranı yüzde 88.7`ye kadar geriledi.

İlk ve ortaöğretimdeki bir sorun da ders kitaplarında kullanılan dil ve tanımlanan rollerden tutun da meslek seçimine kadar tüm alanlarda toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bilinçli bir tercihle 
eğitim politikası yapılması. Şimdi bu ayrımcılığa Milli Eğitim Bakanının karma eğitimi hedef alması eklendi. Milli Eğitim Temel Kanununda "Türk milli eğitiminde laiklik esastır" denmesine karşın bakan "Gerekirse kız okulları da açabilmeliyiz" diyerek laiklik karşıtlığını açıkça ortaya koyuyor.

Bir yandan da ÇEDES projesiyle "manevi danışman" olarak görevlendirilen imam, vaiz,
din hizmetleri uzmanları, Kur`an kursu hocalarıyla öğrencilere "değerler eğitimi" verdiriliyor. 2021`de imzalanan ÇEDES protokolünde yalnızca ortaokullar ve imam hatip okulları yer alırken 2023`teki protokolle proje, ilkokul öğrencileri dahil tüm öğrencileri kapsayacak biçimde genişletildi.

Oysa yapılan araştırmalar gösteriyor ki erken yaşta verilen dini eğitim, çocukların hayal güçlerini baskılamakta; bağımsız ve eleştirel düşünebilme becerilerinin gelişmesini engellemektedir.

Biz MMŞP kadınlar isyan ediyoruz: Laikliğin temeli olan karma eğitimi yok edecek 
kız okullarını da din temelli eğitimin yolunu açan ÇEDES projesini de kabul etmiyoruz!
Üniversiteli Gençlerimiz Ölüyor Üniversiteli gençlerimiz de sorunlar yumağı içinde. Bunların başında barınma sorunu geliyor.

Ev kiraları ve yurt giderlerindeki olağanüstü artışlar nedeniyle gençlerimiz kelimenin tam anlamıyla sokakta kalmakta, okul kütüphanelerinde sabahlamaktadır.

Barınamayan, sağlıklı gıdaya erişemeyen, bilimsel eğitim göremeyen öğrenci kardeşlerimiz ekonomik ve psikolojik sorunlarla baş etmekte zorlanmakta, bu durum kimi gençlerimizi yaşamlarına son verme noktasına kadar getirebilmektedir.

İhmalkârlık ve kayıtsızlık nedeniyle eski KYK yurtları bakımsızlıktan, yenileriyse işçilik ve malzeme kalitesizliğinden dökülürken, hayatının baharında bir kadın arkadaşımız asansör kabiniyle 
asansör kuyusu arasında sıkışarak can verdi.

Memleketi inşaat sahasına çeviren, inşaat işlerini siyasi ve ekonomik rant olarak gören iktidarın, çocuklarımız için yeterli sayıda ve sağlam yurtlar yapmaması da tıpkı imam hatip liselerinin artırılması gibi, tıpkı milli eğitim müfredatında dini öğelerin öne çıkarılması gibi bilinçli bir tercihtir. İsterler ki çocuklarımız, gençlerimiz tarikatların, cemaatlerin kucaklarına düşsünler!

Boşuna mı Okuduk?
Akla-bilime düşman iktidar, mesleklerimizi önemsizleştirmeye, emeğimizi değersizleştirmeye de sistematik olarak devam etmektedir. İçerisinde bulunduğumuz mesleki, ekonomik ve toplumsal koşullar, bizlere "boşuna mı okuduk" diye sorduruyor…

İşsizlik, hayat pahalılığı, eşit işe eşit olmayan ücretler, güvencesizlik, özlük hakları ve örgütlenme, mühendis, mimar ve şehir plancılarının, özellikle kadınların öncelikli sorunları.

Kamu kurumlarındaki meslektaşlarımız siyasi baskı ve sürgün tehdidi altında, özlük haklarının ihlali, kadro ve düşük ek göstergeler, lojman, kreş gibi birçok sorunla yüz yüze.

TMMOB örgütlülüğü olarak mesleklerimizi itibarsızlaştırmaya, emeklerimizi değersizleştirmeye çalışanlara karşı tüm meslektaşlarımıza, emekçi halkımıza bir çağrıda bulunuyor ve 
"Gelin, haklarımız ve geleceğimiz için mücadelemizi büyütelim. Mühendis, mimar ve şehir plancılar olarak meslek itibarımızın ayaklar altına alınmasına müsaade etmeyelim,"  diyoruz.

Cumhuriyet`in ikinci yüzyılına girerken, bir asır boyunca yaptıklarımızı sürdürmeye, aklın ve bilimin öğrettikleriyle ilerlemeye kararlıyız. Çünkü bizim mesleklerimizin temel işlevi, toplumun 
ortak yaşamının üretimini ve devamlılığını sağlamaktadır.

Ve bu bilinçle, toplumsal sorumluluğumuzla diyoruz ki: Hayır, biz boşuna okumadık!
Şiddet Hiç Bitmiyor


Şiddet, erkek egemen düzenin kadına sınırını ve yerini bildirmek için kullandığı en yaygın araç; şiddet uygulayandan şiddet uygulanana yönelen bir güç ilişkisi... İktidarın, bireyi dışlayıp 
aileyi öne çıkaran, kadını itaate ve hiyerarşik ilişki içinde susmaya zorlayan politikası ve şiddete kayıtsızlığından ötürü kadınlara, çocuklara, LGBTİ+ bireylere ve hayvanlara yönelik şiddetin her türü; baskı, dayak, taciz, tecavüz, cinayet ivmelenerek artıyor.

Siyasi erk; gerici, ırkçı, tarikatçı güçlerin taleplerini karşılayıp kendi varlığına yönelik tehditleri savuşturmak için İstanbul Sözleşmesinden çekilmesinin ardından şimdi de gözünü 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Yasaya ve Medeni Kanuna dikti.

Olası bir Anayasa değişikliğinde de sözde aileyi koruma adı altında kazanılmış haklarımıza
bir kez daha el uzatılacağını tahmin etmek zor değil.
Buradan bir kez daha sesleniyoruz: İktidarın baskıcı, ataerkil politikalarına karşı yaşamın
her alanında varız, var olacağız!
Savaşa Hayır, Barış Hemen Şimdi!
Kadınlara, çocuklara yönelik şiddet özel alanla da sınırlı değil. Kamusal alanda şiddetin bir başka türü olan uluslararası şiddet ise savaşlarda kadınların cinsel istekler, aşağılama ya da öç alma amacıyla öldürülmesi, sistematik tecavüze uğraması, cinsel köleliğe ve gebeliğe zorlanması; yayılmacı siyasetlerin ambargolarıyla kadın ve çocukların açlığa ya da kötü sağlık koşullarına mahkûm edilmesi olarak karşımıza çıkıyor.
Bölgemizde emperyalistlerin, gözü dönmüş silah tüccarlarının başlattığı savaşlar hiç bitmiyor… Bunun son örneği işgal altındaki Filistin`de yaşanıyor. İsrail saldırılarında öldürülen Filistinlilerin 6 binden fazlası çocuk, 4 binden fazlası kadın. Hayata tutunmaya çalışanlarsa sıkı ambargo altında açlıkla mücadele ediyor.

Biz, şiddeti nereden ve kimden gelirse gelsin reddediyoruz.

Biz mühendis, mimar, şehir plancısı kadınlar savaşın karanlığına "hayır" diyoruz.

Çünkü Baruh Spinoza`nın da dediği gibi "Barış, savaşın yokluğu değildir; bir erdemdir,
bir ruh halidir, iyilikseverliğe, güvene, adalete yatkınlıktır."

Değerli Arkadaşlar,
Kurultayımızdan var gücümüzle ses veriyoruz: Kadın mücadelesi ve kadın dayanışmasıyla eşit, özgür ve barışçıl bir toplumu hep birlikte inşa edeceğiz.

Ve artık zamanıdır; kamuoyuna duyurumuzdur: Yerel seçimler yaklaşırken daha fazla mühendis, mimar, şehir plancısı kadın arkadaşımızı belediye başkan adayı olarak görmek istiyoruz.

Çünkü kadın özgürlüktür, kadın yaşamdır!

TMMOB 8. Kadın Kurultayı Delegeleri


Okunma Sayısı: 18

Tüm e-Bülten Haberleri »

Sayfayı Yazdır

   

Key Yazılım Çözümleri A.Ş.

TMMOB İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI
NECATİBEY CADDESİ NO:57 KIZILAY-ANKARA
TEL : +90 312 294 30 00   FAKS : +90 312 294 30 88
e-POSTA : imo@imo.org.tr